Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 95/159 · üyeye göre sıralı
gebülübülü
Tavuk çağırma ünlemi.
çengelci
Zahire tüccarının, bir bölgedeki köylerden alım yapmak üzere görevlendirdiği kimse.
gebik (I)
Taze incir.
çenetlemek (II)
Parçalamak: Şu cevizleri çenetleyiverin.
kantarkile
Avcıların tüfeğe barut koyma işinde kullandıkları bir ölçek.
çenetlemek (I)
İki parçayı birbirine bitiştirmek, kenetlemek: Şu demiri çenetleyiver Ali usta.
çenelemek (I)
Köpek dayak yediği veya canı yandığı zaman kesik kesik ağlar gibi bağırmak.
gazel tavuğu
Çulluk.
kangıllamak
Zıplamak.
gazak (II)
Hayvanların boğazına çan takmaya yarayan süslü halka,
gaz (I)
Lamba.
çencik
Kilidi takmak için kullanılan halka.
gaytama
Gem: Hayvanın gaytaması çok sağlam.
gaypah (I)
Bir çeşit hamur yemeği.
çemşik
Buruşmuş sebze veya meyve: Bu armut çok çemşik.
gaynata
Kayınbaba.
gaymagalu
Kâğıt para kabı, cüzdan.
bihoş
Bir tuhaf, değişik.
ayağı pek
Atik, çevik.
gayıtmah
Geri dönüp gelmek.
gayıt evi
Kiler.
gayıran
Dövüşen iki kişiden birini tutan
bihava
Hemen, çabucak.
biduruma
Hiç durmadan, arasız.
kanapa
Kanepe, bank.
çelme (II)
Fese veya başa sarılan oyalı krep, mendil, yazma. ] s
çelh
Harman savrulduktan sonra arta kalan yarı ezilmiş başak ve kaba saman.
gaybent
Dedikodu: Niçin benim gaybentimi ediyorsun.
bidillede
Bir çıkışta, bir anda, bir çırpıda: Bidillede ağacın tepesine çıkıverdim.
gavun
Kavun.
gavsalası daralmak
içi sıkılmak.
çekmen (I)
Kıl ve yün örgüsü, su geçirmez çuldan yapılmış, çobanların giydiği yağmurluk: Çoban, koyuna giderken çekmeni yanına almayı unutma.
alluca
Yemeklere konulan ekşi yeşil erik.
kanağacı
Zakkum ağacı.
gavrama
Ekin biçmeye yarayan orak.
biçim ayı
Temmuz.
gavelle
Ayakkabı.
çekişken
Kavgacı
avuç alaması
Çakıl, çakıl büyüklüğünde taş.
kamkaz
Kesici özelliğini kaybetmiş, kör
gaşuh çalımı
Kahvaltı zamanı.
gaşağlamak
Sürtünmek.
bici (II)
Nişastadan yapılan bir tatlı.
gasık (II)
Kasık.
çeğen
Baston, asa.
kanad
Defter, kitap yaprağı.
garuk (I)
Bağlarda arklar arasında kalan toprak parçası, karık.
gartımak
Bitki tazeliğini kaybetmek. ];
çegi
Çiftin çamurunu kazımak için yapılan demir.
gartalmah
Yaşlanmak.
çegesek
Çok konuşan kimse, geveze.
çeçeron
Açıkgöz olan kimse.
kalacoş
Yağ, yoğurt, soğan ve doğranmış ekmekle yapılan çorba.
kamantı
Tarlayı sularken yüksek yerlere su çıkarmak için açılan ark.
garımak (I)
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet·i garıdı.
gargamah
İlenmek.
gare (I)
Yeter.
bızılamak (II)
Kederlenmek.
guşluh
Sabahla öğle arası.
kakur
Eğri, kambur.