Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 97/159 · üyeye göre sıralı
kayrık (II)
Ayrı, başka.
kazan enciği
Küçük kazan.
bezele almak
Hamuru, beze denilen küçük parçalara ayırmak.
beynin gapağı atmak
Hiddetini yenememek, öfkesini açığa vurmak, şiddetle öfkelenmek.
çalkar (II)
Pamuk kozalarını ayıklayan makina.
avgun (III)
Ayçiçeği.
fiyen
Yığın.
fişildemek
Çocuk ayak altında çok dolaşmak.
fisik
Sabanda iğ demirini tabana tutturan demir çivi.
çalkantı (II)
Bulaşık suyu.
aldak buldak
Aldatarak, kandırarak: Çocuğu aldak buldak getirebildim.
kazankara
Midye ve kabukları.
çalçabut
Eski bez parçası.
fisare
Ağacın kenarından, gövdesinden çıkan filizler.
kayaüzümü
Kırlarda biten, meyvesi dövülerek yaralara sarılan bir çeşit bitki.
finikmek (III)
Baş dönmek.
findos
Soğan tohumu, küçük soğan.
bessimet
Peksimet.
bestil etmek
Çok dövmek, pestilini çıkarmak.
çakırçakmak
Açık ve yıldızlı gökyüzü.
avava
Yeşil sert kabuklu bir çeşit böcek, mayıs böceği.
kayışa getirmek
Kandırmak, aldatmak.
fışdırmak
Bir şeyi ucundan tutup, savurarak atmak.
fısıkolaşmak
Sessiz sessiz konuşmak.
çakılıllıh
Çakıl yatağı, taşlı tarla.
fırın darısı
Fırınlanmış mısır.
çakevi
Balık yavrusu.
fıldırdamak
Gözleri parıl parıl yuvalarında oynamak, parlamak.
harmançalıh
Harman zamanı harmanlardan toplanan sadaka: Bu yıl üç defa harmançalıh verdim.
fıkga
Çok küçük, ufak.
fıka (I)
Küçük su testisi.
çahcavar
Çene eklem-lerindeki aksaklıktan dolayı hayvanın geviş getirmesine engel olan hastalık.
fıçcık
Vıcık vıcık çamur.
fıcık
Bir şeyin en küçüğü, ufacık, küçücük.
beri dönmek
Hasta biraz iyileşmek.
fernus
Lamba şişesi.
attar
Köylerde hayvanla gezici satıcılık yapan.
kavzantı
Tahta rendelerken dökülen kırıntı, talaş.
çağnamak (I)
Hayvanlar yerde keyifle yuvarlanmak.
berhay deliği
Binanın kiremitli kısmına çıkmak için,çatı arasında yapılmış geçit yeri.
felemit
Sandık ya da dikiş makineleri içindeki küçük göz, çekmece.
çağırıcı
Davetçi, davet eden
albır
Nisan ayı: Sakın albır beşinden, camızı ayırır eşinden.
atsız (II)
Yüzük parmağı.
kavçar
İçi çürük, kurumuş ağaç.
çabras
Şaşı.
fan fan
Eskimiş, ihtiyarlamış.
fakıbeyni
Yoğurt ve pekmezi karıştırarak yapılan yiyecek.
fahlama
Yapılarda kullanılan destek tahtası, dayak.
fahırdamak
İyice kaynamak.
bennikçi
İnatçı.
ezgilemek (II)
Bir işi inceden inceye düşünerek yapmak.
cümüş (II)
Manda.
eyyaklı
Baştan savma, üstünkörü.
cüleke (I)
Çocuk topluluğu.
benli belerce
Beyaz renkte, kırmızı benekli bir çeşit üzüm.
eyşin
Pişirilen ekmeği saç üzerinde çevirmeye yarayan araç, evirgeç.
benlemek (I)
Kuş yavrusunu beslemek.
cükcük deliği
Sabanda ok ile ökçenin birbirine eklenmesi için açılan delik.
akbürçek
İhtiyar kadın.